Entry: and shine! Saturday, December 13, 2008





22... Güzel, simetrik bir yaş...

Kısa tutacağım... Bir zamanlar, bir yerlerde, birden fazla insanı hayal kırıklığına uğrattım; bunları tekrar tekrar okudukça sevmediğim o his kaplıyor vücudumu, kendine acımak...

22 yaşımda eğer artık tüm çevremin bahsettiği gibi büyüdüysem; bu yazıyı yazarken, pipo tüttürüp, viski içip, Pink Floyd dinliyorsam kendime şunu da itiraf etmem gerekir: Benim de canım acımıştı. Ben de kazıklandım, ben de kazıklanacağımın farkında olarak savaşmaktan vaz geçtim, ben de affettim, ben de o korkunç farkındalığa rağmen bir umuda tutunarak bir kadın sevmeye devam ettim.

Ortalama bir erkeğin tüm zaafların sahibim, hala...

Bunu ısrarla söylemek gerek. Ben de affettim. Bu bence hala bir zaaf, ama ben tüm o feminen güzelliğe karşı durarak affetmemenin altından kalkabilecek bir adam değilim. Ben de sarhoş olup, bıraktığım kadınımı aradım. Ben de beni yaralayan bir kadını affettim. O kadınla dört sene bıraktım üstelik geride.

23'üme çok eğlenerek girmiyorum. Çünkü Peter Llewelyn Davies, intihar etti. Güzel düşüncesi yüzünden...Michael Llewelyn Davies, intihar etti. Eşcinsel ilişkisi yüzünden, sevgilisiyle... John Llewelyn Davies donanmadaydı; zaten en çok öykünenleri oydu korsanlığa. Birinci Dünya Savaşı'nda Kuzey Atlantik'teydi. John Llewelyn Davies, insan öldürdü...

Seneler önce tam da Peter'in yapacağı bir şımarıklıkla penceremi kapattığımı söylemiştim, buralarda bir yerde. Ve şimdi yalvarıyorum ayaklarım altından kayan tüm bu amfizemli zamanlara tutunmaya çalışarak, yalan söylemiştim. Ben hep perilere inandım. Geri gel ne olursun.

Peter kızarak "Annem yüzünden ağlamıyordum ki," dedi. "Gölgemi takınamıyordum da ona ağlıyordum. Hem hiç de ağlamıyordum işte."

Hiç de ağlamıyordum işte... Benim tek isteğim bir yüksüktü, içten verilen...

Mutluluktan başı dönerek "Ne akıllı çocuğum ben!" diye horoz öter gibi bağırdı. "Akıl var mıdır benim aklımın üstüne?"


Güzel düşünce
ler bunlar... Ne akıllı çocuğum ben, ne de...

Güzel düşünceler...


...
and we'll bask in the shadow of yesterday's triumph,
                       and sail on the steel breeze.
come on you boy child, you winner and loser,
                        come on you miner for truth and delusion,
                                             and shine!

   1 comments

concordia
January 9, 2010   01:15 PM PST
 
bu yazi benim sevdiklerimden biri sanirim.. ayni zamanda beni en cok uzen.. hikayeyi bir de senden dinlemek isterim esasen.. olmaz mi? hayir deme lutfen, sadece oku..

Leave a Comment:

Name


Homepage (optional)


Comments