|
Altıkırkbeş kadını hamile miydi acaba? Kesmeşeker dinlediğim zamanlar... Hala aslanlar gibi discman taşıyıp, yapılacak cdlerdeki şarkıların sıralamasını maksimum sertlikte yerleştirme çabaları... Aşk? Duymuştuk, şehirdeydik... Yanlış, yanlış mı duymuştuk? O güzel senenin en güzel güzelliği de zaten aceleye gelen, yanlış duyulmuş bir aşktı. Sonra tam da yılbaşında doğrusunu duyduk, meğer hayatın ağır çekime girmesi gerçekten yaşanabilirmiş. Bir yerlerde, bir zaman, bir tren gitmişti... Altıkırkbeş kadını hamile miydi acaba? 7 senede öğrenilmeyen "sein" fiilini, adamın biri öğretivermişti. Adamı iki zeytinle ağlattıkları zamanlardı. Bunu da anlamıştı bir kadın, hayretler içindeydim. Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde memeleri vardı... Memeleri kahramandı sonra... Sonra yaz geldi, sevdaya dair üzüntünün bile deneme versiyonunu yaşadım alt tarafı. Yaz yanında, mutluluğu getirdi. Uzaklarda bir yerlerde bir yalan bebek ölmüş, öyle dediler. İlgilenmedim. Ve daha yazılamayacak niceleri... Sırf o senenin hürmetine seviyorum bu mevsimi. Birisi gösterse ya, sorsam "abi, nerede likit var?" Bir denyo tekrar verse birine denyoluk dersini. Birisi Got olsa, birisi İngiliz gecekondu mafyası... Olmasam rekabete karşı da birbirimizi yiyedursak. Ben bir gidip de çay demlesem ve soru sormasam niye diye... |
| Leave a Comment: |