Entry: innocence lost Monday, January 19, 2009



1 Ekim 1995
Pazar    


SEVGİLİ ARKADAŞIM BATUHAN

    Sevgili Batuhan seni çok özledim, nasılsın, iyimisin beni sorarsan çok iyiyim. Babama muayne için gelmişsin benim için öp demişsin senin için öptü. Eskiden aynı sınıfta olduğumuz günler ne kadar güzeldi çok iyi vakit geçiriyorduk, eminim şimdide birlikte olsak çok iyi vakit geçiririz. Ben seni kaç günden beri aramak düşüncesindeyim ama en iyisi mektup yazayım dedim. Birbirimizle mektuplaşalım arada bir telefonla birbirimizi arıyalım. Biryerde buluşalım ama nerde kaç günden beri bunu düşünüyorum. Birlikte geçireceğimiz saatleri düşünüyorum nekadar güzel olur. Evlerimiz yakın kolaylıkla buluşabiliriz. İstersek buluşabiliriz ama bunu düşün eyer sen mektup yazarsan bunu düşün nerde buluşabiliriz. Okulun nasıl geçiyor, benim iyi geçiyor. Sınıf arkadaşlarınla iyi anlaşabiliyormusun. Günlerin iyi geçiyormu, beni sorarsan iyi geçiyor. Havalar çok sıcak olduğundan öğretmenimiz bizi hertenefüs bağçeye çıkartıyor, oynuyoruz keşke sende olsaydın ne güzel oynardın. Öğretmenimizin kocasının babası ölmüş onun için bir gün gelmedi. Her dersimiz boş geçti. Bizim okul ilköğretim okulu oldu artık altı ders oldu. Sizin okulunuzda ilköğretim okulumu oldu peki altı ders oldu mu? Orta okulu ordamı okuyacaksın, ben orta okulu yüzde seksen paşakapısında okuyamıyacam annem diyorki başka okuları kazanırsın kazanamazsan bile daha yeni açıldığı için pek iyi değildir diyo ama ben paşakapısında okumak istiyorum çünkü paşakapısını çok seviyorum.

    Telefon numaramı bilmiosan işte   xxx xx xx

    Telefon numaramı unutma bir yere yaz kaybetme.

     Arkayı çevir.

    …
    Bir kuş resmi sol kanatta kendi ismi, sağ kanatta da benim ismim var.
    …

    Adresim; Barbaros Mahallesi, Çiçekçi bostan sokak X apartmanı no: X, D: X 81150 Üsküdar / İstanbul

Aklıma gelmişken sen hangi takımlısın? Eyer mektup yazarsan hangi takımlısın yaz.



Mektup yazmıştım ama buluşmamıştık. Yazdığım telefon numarasını da hemen kaybetmiştim.

Sınıf arkadaşlarımla iyi anlaşamadım ve Trabzonspor'luyum...

Ayrıca öğretmenimiz Reşide hoca da, sizin sınıfınızı 5. sınıfta bırakacak ve 60 küsür kişi siz zor bir Anadolu Lisesi Sınavı geçireceksiniz. Çünkü yeni gelen hoca size sadece şarkı söylettiriyor olacak ve ben de bunu sonradan karşılaştığım Canan'dan öğreneceğim...

Ben 23 kişilik sınıfta, İstek Özel Acıbadem İlkokulu'nda okuyorum. Eskiden olduğu gibi 3 arkadaş bir sıraya sığışmıyoruz, kendime ait bir sıram var. Eskiden olduğu gibi öğle tenefüsünde diğerlerinin beslenmelerinden otlanmıyoruz, burada bir taso bulmak için çocuklar cipsleri beşer onar alıp yemeden kantin masalarına bırakıyorlar. Eskiden olduğu gibi bahçeye çıkıp, akrep de bulmuyoruz; çünkü okulun bahçesine çıkmamız yasak.

Keşke ben de olsaydım, ne güzel oynardım...

Eskiden olduğu gibi bana Muhammed Ali tarzında dövüşmeyi öğretmiyor kimse; aksine daha önce var olan morluklarını benim yaptıklarımı iddia ederek öğretmene şikayet ediyorlar. Eskiden olduğu gibi resim ve müzik derslerimizde de matematik yapmıyoruz, öğretmenden cetvel yemiyoruz. Öğretmen sınıfın güzel yazan kızının defterini fotokopi çektirip bana veriyor.

Burak'a kızların amının olduğunu söylediğimizde nasıl şaşırmıştı ama... Sonra Caner'e de söyledi de Caner utanıp öğretmene ispiklemişti Burak'ı. "Ne demek kızların amı var" diye bir de cetvel yemişti Burak... Cam kenarında oturmak için öğretmene ben solağım demiştim de bir kış sol elimle yazmıştım. Duygu diye bir kız İstiklal Marşı'nın 10 kıtasını ezberlemişti. Sevilay ikinci sınıfta hala okuyamıyordu. Kar yağarken öğretmenimiz sormuştu ne yaptığımı da, "karı izliyorum" dediğimde bir de ayar yemiştim. Dick Tracy diye bir dedektif vardı ve ben onun resminin olduğu polarımla cumartesi matematik etüdüne gidiyordum okulun. Deniz ve Burcu diye iki kız vardı, bana Batuş diyorlardı. 10 yaşında kıza Nergis Abla demek ne garipti...

Eskiden olduğu gibi eğlenmiyorum, dostum. Kimse bana Muhammed Ali tarzında dövüşmeyi öğretmiyor. Bir tane arkadaşım oluyor adam gibi, onu da bana karşı kışkırtıyorlar. Sonra ben bütün çocukları dövüp, arkadaşımın saçını yakaladığım gibi öğretmen masasına vuruyorum; bir defa, iki defa, üç defa, dört defa... Arkadaşım pek normal bir çocuk değil, annesi burada bir hademeyi maaşa bağlamış göz kulak olduruyor. Hademe beni görüyor, annesine söylüyor. Çocuklar beni dövmek için birleşiyorlar, dövemiyorlar. 5. sınıfta bana aşık olan sıra arkadaşım trafik kazasında ölüyor. İlk İngilizce sınavımdan 100 aldığımdan bu yana, pek kimse beni sevmiyor burada. Eskiden olduğu gibi eğlenmiyorum, dostum.

"Keşke ben de olsaydım, ne güzel oynardım" diyorum sık sık... Elimden başka bir şey gelmiyor...

   0 comments

Leave a Comment:

Name


Homepage (optional)


Comments