Entry: üzerime vazifeler Saturday, April 25, 2009



Sakura demiş ki;

"Nedenir bilinmez ama soyleme geregi duydum bir an...

Yasadigi zamanlarda gidip sorsaydik Mimar Sinan'a; "ne Turkum ne Ermeniyim ne de Osmanli'yim" derdi.. Cok cok yuksek ihtimal ile Kayserili olarak tanimlardi kendisini. Nedeni de, tam olarak asla karsiligini veremeyen, "milliyetcilik" olarak Turkce'ye cevrilmis ancak bu konuda buyuk yanlislar yapilmis "nationalism" teriminin henuz insa edilmemis olmasidir. Onemli bir kisim tarihci bu terimin duygusal insani ya da refleksler ile ilgili oldugunu sert bir sekilde reddeder. Tamamen insan yapimi bir enstitu oldugunu kabul eder... Enstitu kelimesi pek hos gitmedi farkindayim ama ne diyecegimi bilemedim! Ancak bu terimin yapilanmasi Fransiz Ihtilali'nden biraz oncelere ama yayilmasi sonrasina denk duser. Yani mevzu bahis mimarimiz muhtemelen bu konu hakkinda bir fikre sahip degildi! Nerden nereye geldik! Dedigim gibi bir tek bu noktada mudahale edesim geldi. Bir de cok begendim iki yazinin da dusundurduklerini!"

Sevgili sevgili,

Haklı olabilirsin aslında, neticede dönem insanları, baba isimleri ya da bölge isimleriyle anılıyorlar çoğu zaman. Hatta Avrupa'da da durum böyle, kişi karakterine ilişkin bir lakap alana kadar daha çok coğrafi ya da ailevi bir isimle ayırt ediliyor.

Bu arada Mimar Sinan'ın etnik kimliği hala tartışma konusu, ben Ermeni bir aileden geldiği tezine inanıyorum ama başka teoriler de var tabi.

Nationalism'in Türkiye ayağının bir Fransa ya da birleşen Alman devletleri gibi olmadığına kesinlikle katılıyorum ama. Bunda sanırım, bu fikrin biraz Balkanlar süzgecinden geçerek Anadolu'ya varmasının etkisi var. Balkanların karışık etnik ve dini yapısı; orada gelişen ayrılıkçı düşünceleri mesela bir Robespierre'in, Danton'un, Saint Just'un ulusçuluğu ile pek benzeşmiyor. Çünkü Fransa'da, Kilise'ye karşı "Culte de l'etre Supreme" üretilmeye çalışılırken; Balkanlarda ki "nationalism" hep bir yerde dini ayrılıklardan da besleniyor. Örneğin Sırplar ve Boşnaklar'ın dil farklılıkları ne kadar ki? Hırvat'ı Hırvat yapan biraz Katolikliği, Sırp'ı da Sırp yapan biraz Ortodoksluğu...

Bu Balkan etkileşimli "nationalism", ki sancısını hala bölge ülkeleri çekiyor, Türkiye'de bölgesel şartlarla çok daha başka bir hal alıyor haliyle... Her ne kadar "ne mozaiği lan" diyenlerimiz olsa da, Anadolu gerek inançlar, gerek diller ve etnik yapılar olarak karışık bir bölge. Bunu birazcık Karagöz araştıran birisi fark edebilir çok rahatça. Ya da Risale-i Garibe'de yazanları hatırlayabiliriz değil mi?

Ben Atatürk'ün kafasındaki ulusçuluğun, yukarıda bahsettiğim Fransız İhtilali'nin başarıya ulaşmamış ulusçuluğunun tahlil edilmiş ve hataları gözden geçirilmiş versiyonu olduğunu düşünürüm mesela... Oysa İttihatçı ulusçuluğu yine Balkan kökenli ve Prusya etkileşimli gelir bana. Dini bir kenara atamaz. Hatta biraz da din tarafından değerli bulunduğunu göstermek ister. Bu duruşu uzun bir süre eski Kutsal Roma İmparatorluğu topraklarında başa gelmiş hükümdarların geleneklerine kadar götürebiliriz belki de... Charlemagne'ın Papa'nın elinden taç giymesinden, Nazi Papa'sına kadar... Cermenvari bir duruş...

Hataları gözden geçirilmiş derken, tamir edilmiş mi bu muhakkak ki tartışılması gereken bir konu. Ancak bu konuyu anakronizm ya da demagoji yapmadan tartışmak pek de mümkün olmadığından ve ben de bloga bu tarz konularla ilgili yorum gelmesini istemediğimden, fikirlerimi kendime saklamayı tercih ediyorum sanırım =)

Ama o önemli bir kısım tarihçiye katılıyorum "nationalism" konusunda...

Notlar:

1-) Mimar Sinan'ın etnik kimliği üzerine olan tartışmaların bir sebebi de babasının ismidir. Babasının ismi bazı kaynaklarda Abdullah, Abdülmenan ya da Hıristo olarak geçiyor. Şu bilinmeli ki Abdullah müslim ve -sanırım- gayrimüslüm, Hıristo da gayrimüslim standart ismidir. Yani bir nevi İngilizler'deki "John Doe" diyebiliriz. Adı bilinmeyen kişiler için kullanıldığı çok vakidir. Ama bir tarihçi değilim, bilen birisi daha iyi açıklayabilirdi. Örneğin Abdülmenan'daki "Menan" neye işaret eder bilemiyorum. Her ne kadar İslamiyet öncesi "Abdülmenat - Menat'ın kulu" adında geçen "Menat" eski bir Arap tanrısı olsa da, buradaki "Menan"ın başka bir anlamı olması daha mantıklı sanırım.

2-) Millet kelimesinin kökeni Aramice bir trileteral kök olan "mll" yani, "konuşmak" anlamına geliyor. Sonra Arapça'da daha dini bir anlam kazanmış fakat.

3-) Culte de l'etre Supreme, Robespierre'in devlet dini olması için çalıştığı inanç şeklidir. 9 Thermidor'la beraber tarihe gömülür. Hıristiyanlığın "baba, oğul, kutsal ruh" üçlemesi, bu "kült"te "özgürlük, eşitlik, kardeşlik" olarak var olur. Tabi burada Fransa'yı gözeten "Supreme Being"deki "The Great Architect Of The Universe" esintisini görmemek pek mümkün değil kanımca...

4-) Çok kimlikliliğe örnek olarak verdiğim "Risale-i Garibe"den bir parça yazmak gerekirse; "Ve Çeşni helal deyüp belut macunu yedirüp bir akça alan Arablar; ve üci bir yere geldikte şamatadan ortalığı kapadan fellahlar; ve sahib hayrun aşını bakraç ile sokak sokak gezdirüp "Dosta pilav" deyen Türkçe bilmezler; Arnavudlar; ve pokçuluk yeterken her şeye ve her san'ata karışan Ermeniler ve sulu bokçuluk ile boh olmuş iken şairliğe yeltenen Ermeniler;

Ve harac korkusundan Müsliman olup da gine Urum gördüğünde Urumca söyleyen Urumlar;

Ve soğanı yumruğile kırmayan Yezidi Kürdler; ve kara köpeği lanet yemin eden melunlar ve etrafına çizdirmeyen melunlar;

Ve ufak soğanı bir dizi edüp on akça sermaye söyleyen yan bastı yengeç yörüşli Gerede hırsızı Türkler;

Ve ateşberest Hindular; ve "bilürem yel değirmeni amma suyı nereden gelür" deyen Bosnalılar; ve olur olmaz Kazağun boynın urmayup İslambol'a getüren Tatarlar; ve köpek aslı Kalmuklar; ve Müsliman olmayan Uruslar; ve Bogdan'un haini; ve Ulah'un hırsızı; ve Leh'ün cühudı; ve Moskof'un nursuzı; Nemçe'nün haramzadesi; Macar'un inadcısı; Abaza'nın deli bakçuvanı: Çerkes'in sikalusı; Gürci'nin kürek çekmeğe bilmezi; Cühud'un hilebazı..."


   0 comments

Leave a Comment:

Name


Homepage (optional)


Comments